Ölümcül üçgene dikkat!

Doç. Dr. Filiz Topaloğlu Demir, “Sivilcelerin sıkılması, iltihaplanma ve izlere yol açmasının yanı sıra damarlar yoluyla beyindeki kirli kanın kalbe gönderilmesinde rol oynayan kavernöz sinüs olarak bilinen boşluğun mikroorganizmalar ile tıkanmasına yol açabilir. Bundan dolayı, yüzün orta hattındaki özellikle ağız kenarlarından burun köprüsüne kadar olan bölgeyi kapsayan ‘ölümcül üçgen’deki sivilceler asla sıkılmamalıdır” dedi.

Ölümcül üçgene dikkat!
15 Eylül 2020 - 12:58

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Doç. Dr. Filiz Topaloğlu Demir, hemen herkesin rahatsız olduğu akne problemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Topaloğlu Demir, halk arasında sivilce olarak bilinen aknenin, derideki kıl-yağ bezi ünitesinin iltihaplanması olduğunu belirterek “Kalıtsal özellikler, mikroplar, hormonlar, stres, kozmetikler, çeşitli kimyasallar, güneş ve diyet akne oluşumunda rol oynar. Akne vulgaris en sık görülen akne formu olup tipik olarak hormona duyarlı yağ bezlerin yoğun olduğu yüz, boyun, sırt üst kısım, göğüs ve omuzlar gibi bölgelerde ortaya çıkar. Ergenlik döneminde başlayıp, 30’lu yaşların başlarında yavaş yavaş geriler” dedi.

STRES VE HORMONLAR BÜYÜK ROL OYNUYOR

Her yaşta ortaya çıkabilen aknenin yeni doğanlarda görülen formuna neonatal akne denildiğine işaret eden Doç. Dr. Topaloğlu Demir, şöyle devam etti: “1-12 ay arası bebeklerde görülen form infantil akne olarak adlandırılır. 1-7 yaş arası çocuklarda akne olağan dışıdır. Orta çocukluk aknesi olarak adlandırılan bu form endokrinolojik ve hormonal araştırma gerektirir. Ergenlik öncesi akne 7-12 yaş arası, ergenlik aknesi ise 12 yaş ve sonrasında görülen sivilceler için kullanılır. 25 yaş üzeri bireylerde başlayan akne erişkin başlangıçlı akne olarak adlandırılır, genellikle yüzün ‘U-bölgesi’ denilen çene, alt çene kemiği ve yanakları kapsayan hatta görülür. Kalıtsal özellikler, hormonal değişikler, kozmetik ürünler, diyet ve stresin bu sivilce tipinde rol oynadığı düşünülmektedir. Özellikle erkek tipi kıllanması olan ve adet düzensizliği olan kadın hastalar hormonal bozukluk açısından değerlendirilmelidir” diye konuştu.

Bu haber 27 defa okunmuştur.
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum