Reklam
Recep Bayraktaroğlu

Recep Bayraktaroğlu

Hayatın İçinden

Hakkında

Bakış Açınızı Güzelliklere Doğru Çevirin Mutlu Olun 


İnsan hayatında eşya ve hadiselere bakış açısının mutluluk yada mutsuzlukla doğrudan bir illiyet bağı olduğuna inananlardanım. 
Şöyle bir yanlışı sıklıkla yapıyoruz: Gücümüzün yetmediği ve değiştiremeyeceğimiz şeylerle ilgili o kadar çok kafa yoruyoruz ki, bütün enerjimizi alıyor ve yaşadığımız bu olumsuz duygu yoğunluğu bizi sürekli aşağıya çekiyor. Sonra adeta bir çukurun içerisinde debelenip duruyoruz. Farkında da değiliz. Duygu düşünce olarak aşağıya düştükçe bakış ve görüş açımızı da tamamen kaybediyoruz. Fiziki olarak adım adım  bir çukura indiğinizi  düşünün. Aşağıya adım artıkça görüş alanınız azalır ve indikçe de tamamen yok olur. 
Etrafımızda olup bitene tamamen ilgisiz kalalım. Amaaan kim ne yapıyorsa yapsın banane de demeyelim. Anlatmak istediğim bu değil. İnsan sadece yaşadığı ortamdan, sosyal çevresinden sorumludur. 
Sorumluluk sahibi olmak, komşusunun kendisinden emin olduğu bir insan olmak, çevreye ve hayvanlara zarar vermemek ilk akla gelen Erdemlerdendir. 
Konuşurken adam mangalda kül bırakmıyor. Sanırsın küçük değil, büyük dağları da (haşa) kendisi yaratmış!  Kimseyi beğenmiyor! 
Ama içtiği sigarayı yere fırlatmaktan, piknik yaptığı yerde çöplerini araziye bırakmaktan imtina etmiyor. Masum hayvanların canını yakmaktan çekinmiyor.
Önce kendi kapını temizle sonra başkasının eksiğini eleştir! 
Dünyanın gıpta ettiği güzelliklere sahip bir memleketimiz var. Bu güzellikleri çoğaltmaya çalışalım. Elbette bir çok eksiğimiz var. Olmaya da devam edecek. Bu eksikliği hakaret etmeden, küfür etmeden, medeni bir şekilde ifade etmenin bir yolunu bulursak, daha yapıcı ve faydalı birşeyler yapmış oluruz. 
Sonuç olarak, nasıl bakarsak öyle görürüz. 

Bakış açısıyla ilgili Fuzuli 'nin muazzam bir kıssası var:

Fuzuli Bağdata gidiyor. Yolda bir adama  rastlıyor. Bağdatı merek edip, adama  ''Bağdatta ne var ne yok'' diye soruyor.

Adam ''Ne kadar pislik ararsan Bağdatta, kumarhane, kerhane, meyhaneden geçilmiyor'' diye cevap veriyor.  

Fuzuli şaşırıyor. Bir de şu abdest alan adama sorayım diye düşünüyor. Aynı soruyu soruyor.

Abdest alan adam ''Ne kadar güzellik ararsan Bağdatta, mektep, medrese, camiden  geçilmiyor'' diye cevap veriyor.

Fuzuli Bağdata varıyor. Her ikisininde mevcut olduğunu görüyor. ''Herkes dünyaya kendi gözü ile bakar'' şiirini yazıyor.