Zübeyir BEKİROĞLU

Zübeyir BEKİROĞLU

Vuslat

BİZİ ANLAMAK İÇİN ÖNCE MECNUN OLMAYI BİLECEKSİN!

16 Haziran 2020 - 16:42

Leyla ile mecnun hikayesini, o büyük sevdayı, duymayanımız, bilmeyenimiz yoktur diye düşünüyorum.
Mecnun’un sevdasından çöllere düştüğünü, aşkından deli divane olduğunu, kendini kaybedene kadar Leyla’sını aradığı, o büyük aşkı..
Dillere destan bu sevdayı duyan zamanın Padişahı, Mecnun’u huzuruna çağırır. Mecnun’u Mecnun’a çeviren, bana bu büyük aşkını Leyla’yı anlat der.
Mecnun başlar Leylasını anlatmaya, boyunu, posunu, güzelliğini,
endamını, gözünü, kaşını ve onu Leyla’ya aşık eden ne varsa bütün özelliklerini anlatır.
Padişah bunları dinlerken, gerçekten böyle bir güzel var mı diye merak eder.
Bir zaman sonra Leyla’yı çağırır huzuruna. Mecnun’un anlattığı Leyla Padişahın huzuruna gelir.
Padişah bir bakar ki; Leyla Mecnun’un anlattığı gibi güzel bir kadın olmadığı gibi, hatta çirkin bile sayılabilecek derecededir.
Padişahın şaşkınlığı artar, Mecnun’dan duyduklarıyla, Leyla’da gördükleri arasında bir bağ kuramaz.
Ve Mecnun’u tekrar huzura çağırır.
Derki; oğlum, uğruna deli divane olduğun, çöllere düştüğün, büyük aşkın Leyla’yı gördüm. Senin anlattığın gibi güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayılabileceğini gördüm deyince,
Mecnun hiç tereddüt etmeden cevap verir:
Padişahım öyle demeyin, Leyla’daki güzelliği sen göremezsin, çünkü sen Mecnun değilsin. Leyla’daki güzelliği görebilmen için, sende Mecnun’un gözlerinin olması ve ona benim gözlerimle  bakabilmelisin der..
Bu sözler karşısında, padişah söyleyecek hiçbir söz bulamaz ve susar..
Yaşadığımız toplumda, insanların birbirleriyle olan ilişkilerindeki ve bizlere karşı olan bakışlarındaki tek şey, karşısındakinin nasıl olduğu veya nasıl düşündüğü değil, ona nasıl ve hangi gözle baktığımızdır.
Olaylara ve kişilere karşı, hangi göz ile baktığımız çok önem taşımaktadır. Görmek ile bakmak arasında fark vardır.
Maalesef toplum olarak en büyük hastalığımız, niyet okuma ve karşımızdakini olduğu gibi kabul etmeyerek, onu düzeltmeye çalışma hastalığıdır.
Nasıl ki, Leyla bize göre çirkin olabilir ama Mecnun’a göre o çok güzeldir ve onun uğruna her çile çekilir. Biz Leyla’nın güzelliğini sorgulayıp, çirkinliğiyle uğraşacağımıza, Mecnun gibi olup, onun baktığı gözle bakabilmeye ve dillere destan bu sevdaya saygı duymaya çalışmalıyız.
Velhasılı kelam dostlar,
Bu büyük aşkı anlatmamdaki nedene gelecek olursam, doğduğumuz, ana bildiğimiz, gurbet ellerde hasretini ve özlemini iliklerimize kadar yaşadığımız, memleketimiz Gölköy’ümüzün dertleriyle dertlenmemizi ve ona olan bu sevdamızın nedenini anlayabilmeniz için, hayallerimizin ve sevdiklerimizin yaşadığı bu topraklara, tıpkı Mecnun’un Leyla’sına baktığı gözle, yani bizim gözümüzle bakabilmelisiniz.
Ancak, böyle bakabilirseniz, bizim duygularımızı ve Gölköy’ümüze olan sevdamızı anlayabilirsiniz.
Gölköy için üç tane olumlu kelimeyi yan yana getiremeyenler ve bizlerin samimiyetini sorgulamaya çalışanlar, elbette bizi yıldıramayacaklar.
Bizim, Gölköy gibi bir derdimiz var, böyle büyük bir derdi olmayanlar elbette bizi anlamayacaklar.
Cemil Meriç’in dediği gibi: “düşünmek savaşmaktır”
Dilimiz döndüğü, gücümüz yettiğince, dizlerimizin feri kesilmediği müddetçe, Sevdamız olan Gölköy için düşünmekten ve bu uğurda savaşmaktan asla vaz geçmeyeceğiz.
Selametle kalın..
 

Bu yazı 4210 defa okunmuştur.
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum