Zübeyir BEKİROĞLU

Zübeyir BEKİROĞLU

Vuslat

GÖLKÖY İÇİN FİRAR VAKTİ

26 Mayıs 2020 - 11:19


Gösterilerde o koskocaman, devasa cüsseye sahip olan fillerin, cılız bir adamın elindeki, incecik bir ipe bağlı olarak durduğunu ve o incecik bir iple, nasıl kontrol altına alındığını hiç merak ettiniz mi?
O devasa cüsseli fillerin, nasıl yetiştirildiğini hiç düşündünüz mü?
 
Henüz yavru iken, eğitilmek için kalın bir zincirle, sağlam bir kazığa bacağından bağlanırlar.
Defalarca oradan kurtulmayı deneyerek, özgürlüğüne kavuşmak ister, ama zincirleri kırıp kurtulamaz oradan. Böylece, zincire bağlı bekleye bekleye büyür.
Aradan  yıllar geçer, artık fil güçlüdür, bu kazığı ve o kalın zinciri, ufak bir hamle ile bile yerle bir ederek, oradan kurtulabilecek olmasına rağmen, böyle bir hamlede bulunmaz. Ve oradan kurtulmak için, hiçbir çaba harcamaz. Çünkü, fil artık oradan kurtulma inancını kaybetmiştir.
Defalarca deneyip başaramamıştır. İnanmaz artık, oradan kurtulacağına.
Onu orada esir eden, ne bağlı olduğu kazık, ne de bacağına takılmış olan kalın zincirlerdir.
Orada kırılamayan bir gerçek var, o da filin inancıdır,
fil kurtulma ve zincirleri kırma inancını kaybetmiştir.
Bu durum “öğrenilmiş çaresizlik” olarak ifade edilmektedir.
Peki nedir öğrenilmiş çaresizlik?
Yıllar önce Gölköy’ümüze yapılan, haksızlığa hukuksuzluğa, yanlışlığa, siyasette yok sayılmışlığa karşı, üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyip, içinde bulunduğumuz durumdan kurtulmak için mücadele edip, belirli bir zaman sonra artık bir şeyin değişmeyeceğine ve verilen bütün bu mücadelenin, boş olacağını ve hiçbir şeyin değişmeyeceğine, yaşanan bütün olumsuzlukların Gölköy’ün makus talihi  ve kaderi olduğuna inandık ve inancımızı, değişime olan inancımızı kaybettik.
Aradan yıllar geçti, güçlendik.
Ne Gölköy, eski Gölköy, ne de, Gölköylü eski Gölköylü artık.
Şartlar değişti, artık zamanda, küllerimizden yükselen dumanda, bizden yana oldu.
Fakat, biz geçmişte uğraşıp başaramadığımız o günlerin etkisinden kurtulamadık. Tıpkı fil gibi, gücünün farkına varıp, zinciri kırmayı denemediği gibi, bizlerde gücümüzün farkına varamayıp artık hiçbir şey değişmez diyerek, inancımızı kaybettik ve aslında vazgeçtik her şeyden.
Gelene razı olduk, yapılan haksızlığa, yok sayılmışlığa, siyaset dışı bırakılmışlığımıza, kaderimiz dedik ve maalesef yıllarca sesimizi çıkarmadık, belki de çıkaramadık.
Evet belki siz böyle düşünerek hayallerinizden ve Gölköy için mücadele etmekten vazgeçmiş olabilirsiniz, ama sizin çocuklarınız, sizin evlatlarınız, yüreği Gölköy sevgisi ile dolu gençler vazgeçmedi ve vazgeçmemeli.
Gölköy’ün içinde bulunduğu durumun, artık kader olmadığına, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına, taşın altına, elini değil, gövdesini, yüreğini konmasının vakti geldiğinin gerektiği bilincine vakıf oldu, çok şükür.
Gençlerimizle umutlandık ve heyecanımızı tekrardan yeniledik.
Akıl hastanesinde ki hastalar firar etmek için, hastaneden kurtulmak için plan yaparlar. Eğer hastanenin etrafındaki duvarlar, yüksek ise altından geçecekler, alçak ise, üstünden atlayıp özgürlüklerine kavuşacaklardı.
Firar için her şey hazırdı, yalnız içlerinden bir tanesi dedi ki, ben gideyim, önden dışarıyı kontrol edeyim, ona göre planımızı uygulayalım der, gider bir süre sonra, üzgün bir şekilde geri döner. Sorarlar, neden üzgünsün? Ne oldu? Diye, o da derki; plan bozuldu, firar edemiyoruz. Neden böyle düşündüğünü sorduklarında, der ki; çünkü hastanenin etrafında duvar ve tel örgüler yok.
 
Evet dostlar, bu zamana kadar ki, Gölköy için olan planlarınızı, projelerinizi yaptığınız bütün hesapları, hepsini unutun, hepsini çöpe atın.
Eğer, Gölköy’ümüze faydalı olmak istiyorsanız ve bundan sonra, hiç birşey eskisi gibi olmayacak diyerek, üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyip, bütün engellerin kalktığını, tel örgülerin, duvarların artık olmadığının farkına varmamız, zincirleri kırarak Gölköy’ümüz için, firar etmeye karar vermemiz yeterli olacaktır.
Sevdamız olan Gölköy’ümüz için,
Firara var mısın Hemşerim..
Selametle kalın..
 

Bu yazı 4914 defa okunmuştur.
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mümtaz Sönmez
    2 ay önce
    İnanmak ve cesaretli olmak gerekir. İnanmak başarmanın yarısıdır. Ütadın dediği gibi artık Gölköy eski Gölköy deyil , Gölköy ' lülerde eski Gölköy 'lü deyil. Bilinçli ve şuurlu gençlik bir kıvılcım bekliyor! . Meşaleyi yakmanın zamanı gelmiştir. Temennim, inancım odurki birlik ve beraberlik içinde olmanın mutluluğunu yaşamak istiyoruz. Kırılsın artık O zincirler! .Üzerime atılan ölü toprağı ile yaşamak istemiyorum. Bu yazının altına imzamı atıyorum. Ve Zebeyir Bekiroğlu 'nu canıgönülden tebrik ve taktir ediyorum. Teşekkürler memleket sevdalısı. Allah 'a emanet olunuz.
  • İlhami KÖROĞLU
    2 ay önce
    Ağzına yüreğine kuvvet... Şu söz cukgada oturuyor; "Harekette birlik olmazsa fikirdeki birlik faydasızdır. "