Zübeyir BEKİROĞLU

Zübeyir BEKİROĞLU

Vuslat

Siyasi dolgu malzemesi olmaktan bıktık, Gölköylü vekil zamanı gelmedi mi?

23 Mayıs 2020 - 09:37

Gölköy’lü vekil istiyorum..
 
Çok beğendiğim bir sözü, sizinle paylaşmak istiyorum ”Eğilirsen basamak, dik durursan sığınak olursun” Çok büyük anlam taşıyan bu özlü söz, sanki biz Gölköylülerin içinde bulunduğu, üzüntü verici durum için düşünülmüş ve söylenmiş bir söz gibi. Neden derseniz, en büyük İlçelerden birisi olmamıza rağmen, yıllardır hiçbir siyasi parti tarafından, seçilebilinecek sıraya, Gölköy evladı hiç kimse layık görülmedi. Bırakın seçilecek sırayı, sıralamaya bile doğru dürüst giremediler. Maalesef yıllardır, siyasi partilerin taşeronluğunu ve dolgu malzemesi görevini başarıyla yerine getirdik. Yetmezmiş gibi, hala  bu görevimizi, en iyi şekilde yapmaya devam ediyoruz.
Bunları yazarken, ne kadar üzüntü içerisinde olduğumu, kelimelerle anlatmam imkansız. Keşke böyle söylemeseydim veya yazmasaydım diyorum ama sizlere de şu soruyu sormak istiyorum.
Fedakar Gölköylüm, çileli Gölköylüm, çok merak ediyorum gerçekten siz hiç rahatsız olmuyor musunuz? Bu durum sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Yoksa ben mi çok önemsiyor ve gereksiz yere büyütüyorum? Yıllardır yok sayılmışlığımız, adam yerine koyulmayışlığımız, yıllardır ötelendiğimiz, sizleri gerçekten hiç rahatsız etmiyor mu?
Artık bıkmadınız mı? Biz Gölköy’lü değiliz ama, biz sizi bir Gölköyün evladı gibi seveceğiz, bizde sizden biriyiz, biz sizin de vekiliniz, sizi de seviyoruz, bir ihtiyacınız olursa, bir sorununuz olursa, mutlaka beni arayın, deyişlerden  bıkmadınız mı? İhtiyacınız olduğu zaman ise, kimseyi bulamayışlığınızdan, yine yalnız kalışlardan yorulmadınız mı?
Bu kadar mı içselleştirdik, bu kadar mı benimsedik, bu kadar mı kabullendik, üvey evlat muamelesi görmeyi.
Üzerimize giydirilen, bize layık görülen, bu deli gömleğini, ne zaman yırtıp atmayı düşünüyorsunuz.
Bazen  düşünüyorum kendi kendime, acaba diyorum haksızlık mı yapıyorum, yanlış mı düşünüyorum diye, demek ki diyorum hiçbir Gölköy’lü, yiğit evladımız yok milletvekili olacak, o koltukta oturacak, bu nedenden dolayı bizim adayımız olamıyor belki diyorum.
Sonra bakıyorum ki; Gölköy‘de o kadar değerli, o kadar kendini yetiştirmiş, donanımlı, kardeşlerimiz ve abilerimizin olduğunu görüyorum. Bunu söylerken, Siyasi bir ayrım yapmadan, sağcısıyla, solcusuyla, bütün siyasi partilere gönül vermiş Gölköylülerimizden bahsediyorum.
Hem memleketimiz olan Gölköy’e, Ülkemize ve Türk siyasetine katkı sağlayacak, bu kadar değerli hemşerilerimizin olduğunu görünce diyorum ki; demek ki; bu biz de, Gölköy‘de adam olmadığından değil, bunun için yapmıyorlar, bunun tek nedeni var, o da bizim değerlerimize sahip çıkmadığınızdan, sessizliğimizden ve kabullenmişliğimizden yararlanarak; Gölköy’ün yiğit evlatlarına, maalesef Meclis kapısını kapatıyorlar.
 Ben şahsen Vekilimi istiyorum. Misafir gibi, ayda bir veya yılda bir iki defa gelip, Gölköy’de şehir turu atıp, kimseyle konuşmadan, insanlara dokunmadan, onların dertlerini dinlemeden, çekip gitmelerini kabullenemiyorum kardeşim.
Artık istiyorum ki; kırmızı plakalı Vekil araçları, benim İlçemde de sabahlasın kardeşim. Akşam çay içmeye yanına gidelim, oturalım sohbet edelim, hasbihal edelim, dertleşelim,  çok şey mi istiyoruz. yıllardır bekledik, hala bekliyoruz, eğer sesimizi yükseltmezsek korkarım ki yine beklemeye devam edeceğiz.
Biz küçük şeylerle mutlu olan insanlarız. Bir tebessüm bile, içimizdeki kini, nefreti, hırsı, kızgınlığı alıp götürür. Biz hiçbir zaman Devletimize karşı asi olmadık.
Aç gezdik, işsiz kaldık, belki ekmeği bile bulamaz olduk ama, kimseye minnet eylemedik yaradandan başka.
Düşünüyorum da, gülesim geliyor, yaşananları görünce. Geçen haber sitelerinde gördüm hastanede bir hemşerimizin muayene olmasına yardımcı oldu diye, Milletvekili kahraman ilan edildi  neredeyse. Allah’ım ne günlere kaldık yarabbim. Aslında bizi küçük şeylerle mutlu etmeye alıştırmışlar, daha büyüklerine talip olmasınlar diye. Hiçbir siyasi parti ayrımı yapmıyorum ve diyorum ki; artık Gölköylüleri dolgu malzemesi olarak görmekten ve omuzuna basarak yükseleceğiniz, atlama duvarı olmaktan vazgeçiniz. Artık sırtımızdan inin ve Gölköy’ümüzün yiğit evlatlarına hak ettiği değeri verin. Fedakar ve cefakar yiğitlerin hayat bulduğu, Gölköy’üme, temsil noktasında gereken ihtimamı ve önemi gösterin. Bu bir rica değil, Gölköylüler adına olması gerekendir.
Ve son sözümü, siz Gölköylü hemşerilerime söylemek istiyorum; bu zamana kadar eğilerek basamak olduk, yetmedi mi? Dik durarak sığınak olma zamanın gelmedi mi hemşerim, vesselam
Selametle kalın.
 

Bu yazı 3682 defa okunmuştur.
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Çetin Güneş
    2 ay önce
    Tebrikler üstad! Kalemine sağlık. Sıkıntıyı kendimizde aramalıyız. Önce bir ve beraber olmayı başarmalıyız. Yürekler bir atmaya başladıktan sonra her mesele çözülür. Saygılar.
  • Abdurrahman KÖROĞLU
    2 ay önce
    Tebrik ediyorum,yüreğine kalemine sağlık..