Zübeyir BEKİROĞLU

Zübeyir BEKİROĞLU

Vuslat

ZULÜM BİZDENSE BEN BİZDEN DEĞİLİM

02 Haziran 2020 - 16:51


 
Yaşadığımız müddetçe yegane gayretimiz, Allah’tan başka kimseye muhtaç olmamak ve ondan başkasına el açmadan yaşamaktır.
Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir. Sözü düsturunca,
Dava Adamı Rahmetli, Muhsin Yazıcıoğlu’nun söylediği gibi,
 
‘Zülüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım.
Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.’
 
Mısralarında hayat bulan anlam ve mana, yaşam felsefemizin şekillenmesinde, bizlere çok büyük katkı sağlamıştır. Fani olan bu dünyada, bizlere biçilen ömrümüzü, hak ve hakikatin peşinde geçirerek, bu uğurda verdiğimiz mücadelelerin ise, sadece Allah’ın rızasını kazanmak için olduğu inancı ve şuuruyla hareket etmemizi sağlamaktadır.
Bu yazımda sizlere, belki daha önce ismini duyduğunuz veya ilk defa burada okuyarak öğreneceğiniz, ”Olmamız gereken yerde olan ve ölmemiz gereken yerde ölen” bir cesur yürekten bahsedeceğim.
Birlikte yol yürüdüğüm, dava kardeşliği ve siyaset yaptığım, gerek kurmuş olduğu parti de kurucu ve gerekse Milletvekili adayı olarak, yanında olduğum, ayrıca Ordulu hemşerim olmasıyla da gurur duyduğum, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’tan, ilk defa bu ismi ve bu mücadeleyi duyduğumda çok duygulanmış ve etkilenmiştim.
Bende gıpta ettiğim, bu onurlu duruşu ve hayatı sizlerle paylaşmak istedim.
Hayaliniz neyse, onun için mücadele edersiniz. Belki de bu uğurda çabalarken verirsiniz, emanet olan canınızı.. Tıpkı Rachel Corrie gibi…
Evet dostlar;
Bu fani dünyadan, Rachel Corrie diye, cesur bir kız geçti.
Sarı saçlarıyla, daha 23 yaşında,Filistin gönüllüsü, Amerikalı bir aktivistti o.
Bütün dünya, Müslümanlara yapılan bu zulme sessiz kalırken, o susmadı ve tarafını seçti. Hem de öyle ki, şimdi bizim yaptığımız gibi oturduğumuz yerden klavye başında değil... Zulmün yapıldığı yerde, zalimin tam karşısında.
Gazze Şeridi’nde, Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını önlemek için, İsrail buldozerlerinin karşısında durdu.
Siyonizm’in ve onun uşaklarının zulmüne karşı sessiz kalmadı.
Eline aldığı megafonla, Müslüman ailenin evinin yıkılmasını önlemek için, buldozerlerin önüne durarak, hakkı, hakikati, insafı, vicdanı ve merhameti haykırdı.
Zalimin zulmünden korkmadan, yüzlerine karşı, zalimlerin gözlerinin içine bakarak, haykırdı cesur kız Rachel.
Asıl beni etkileyen ve burada sizinle paylaşmama vesile olan, hala kulaklarımda çınlayan ve hayatımız boyunca göstermemiz gereken duruşa, hayat bulduracak ve belki de, silkelenerek bizi kendimize getirecek o müthiş haykırış ve gıpta edilecek sözler ile meydan okudu bütün zalimlere ve yapılan zalimliğe, gür bir sesle dedi ki: ”Zülüm bizdense, ben bizden değilim.”
Bu büyük bir inanmışlık ve adanmışlığın resmidir.
Bu anlamlı duruş ve söz karşısında, kalpleri kararmış, siyonizmin uşakları, zalimliğini bir kez daha gösterdiler ve buldozerleri Rachel Corrie’nin üzerine doğru sürdüler.
Defalarca ileri geri yaparak, buldozerin paletleri altında, bütün bedenini ezerek, paramparça ettiler.
Peki, kilometrelerce öteden kaldı ki, aynı dine bile mensup olmadığı, Müslümanların ezilmesine gönlü razı olmayan, onların derdini dert edinen ve bir Yahudi olan, Rachel Corrie’yi oraya getiren neydi?
Bu soruyu kendime çok sordum, acaba Rachel Corrie’nin olduğu yerde olup, ölmem gereken yerde ölerek, buldozerlerin karşısına çıkıp, zalimlere karşı, Hak’kı haykırabilir miydim? diye.
Ben bu soruya, cevabımı veremedim.
Daha doğrusu, cevap verme cesaretini gösteremedim kendimde belkide..
Peki aynı soru size sorulsaydı, yapılan zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, vicdansızlığa ve merhametsizliğe, zalim bizden diye susar mıydınız?
Yoksa, Rachel Corrie gibi onurlu bir duruş sergileyerek, ”zülüm bizdense, ben bizden değilim.” Diyebilir miydiniz?..
Selametle kalın
 

Bu yazı 3999 defa okunmuştur.
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum